Toprağa Dönüşün Hikâyesi: "Biz Büyümek İçin Değil, Doğru Üretmek İçin Buradayız"
Ayben Cumalı

Bazı hikâyeler bir iş fikriyle başlamaz. Bir arayışla başlar. Daha sade yaşamak, ne yediğini bilmek, toprağa dokunmak ve üretimin gerçek anlamını yeniden keşfetmek isteyen insanların yolu, Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Kozçeşme Köyü'nde kesişmiş.
Pandemiyle birlikte pek çoğumuzun sorguladığı "kendine yetebilme" fikri, onlar için bir hayale dönüşmüş. Bugün kuşkonmazdan aronyaya, baldan bakliyata uzanan üretimlerinin merkezinde yalnızca tarım değil; dayanışma, imece ve köy kültürü var.
Bu hikâyenin arkasında Betül Urut Yılmaz ve Ülker Yıldırımcan'ın ortaklığı bulunuyor. Tersane İstanbul'da düzenlenen etkinlikte, markanın kurucu ortaklarından Betül Urut Yılmaz ile bir araya gelerek köye uzanan bu ilham verici yolculuğu konuştuk.

Ayben Cumalı: Her şey nasıl başladı? Sizi şehirden köye taşıyan neydi?
Betül Urut Yılmaz: Aslında köye yerleşme kararımızın temelinde kendi gıdamızı üretebilme isteği vardı. Pandemiyle birlikte bunun ne kadar kıymetli olduğunu daha net gördük.
Kozçeşme Köyü'ne geldiğimizde sadece bir ev ya da toprak bulmadık; bir topluluk bulduk. Komşularımız bizi öyle sıcak karşıladı ki kısa sürede kendimizi buraya ait hissettik. Sonra da şu soruyu sorduk: Birlikte ne üretebiliriz?
Ayben Cumalı: İlk ürününüz kuşkonmaz olmuş. Neden kuşkonmaz?
Betül Urut Yılmaz: Çünkü önce kendimiz tüketmeyi seviyorduk.
Küçük bir alanda deneme yaptık. Açıkçası başarılı olup olmayacağını bilmiyorduk. Ama toprağın bize cevap verdiğini gördük. Sonra ilaçsız üretimin gerçekten mümkün olduğunu fark ettik.
Bu sadece bir ürün yetiştirme süreci değildi. Aynı zamanda yeniden öğrenme süreciydi.

Ayben Cumalı Bugün ortaya çıkan markanın arkasında nasıl bir hayal var?
Betül Urut Yılmaz: Aslında amacımız büyük bir şirket olmak değil.
Biz bir model oluşturmak istiyoruz. Köylerden kente göç eden gençlerin yeniden köylerine dönebilecekleri, geçim sağlayabilecekleri bir örnek yaratmak istiyoruz.
Yıllar sonra bu işi gençlerin devam ettirmesini hayal ediyoruz. Şimdiden onları sürecin içine dahil etmeye çalışıyoruz.

Ayben Cumalı: Bugün üretim tarafında neler var?
Betül Urut Yılmaz: Kuşkonmazla başladık ama zamanla üretim çeşitlendi.
Aronya yetiştiriyoruz. Kuru fasulye ve nohut üretiyoruz. Arılarımız var, bal üretiyoruz. Kendi bostanlarımızda sebze ve meyveler yetiştiriyoruz. Ayrıca ceviz ve cevizden hazırladığımız ürünler de üretimlerimiz arasında yer alıyor.
Aslında temel prensibimiz çok basit: Biz neyi gönül rahatlığıyla soframıza koyuyorsak onu üretmek.

Ayben Cumalı: Ürünlerinizde en çok önem verdiğiniz konu ne?
Betül Urut Yılmaz: İlaçsız ve temiz üretim. Bugün insanlar ne yediğini bilmek istiyor. Biz de bunun mümkün olduğunu göstermek istiyoruz.
Üretimin her aşamasında doğaya saygılı kalmaya çalışıyoruz. Toprağı zorlayan değil, onunla birlikte çalışan bir sistem kurmak istiyoruz.
Ayben Cumalı: Satış noktalarınız nereler?
Betül Urut Yılmaz: Ürünlerimiz Instagram ve Shopier üzerinden tüketicilerle buluşuyor.
Bunun yanında Migros Taze Direkt'te taze aronyamız yer alıyor. Refikler Çiftliği ve bazı seçili satış noktalarında da ürünlerimiz bulunuyor.
Birçok şef ve restoran da kuşkonmazlarımızı tercih ediyor.

Ayben Cumalı: Büyüme planlarınız var mı?
Betül Urut Yılmaz: Bu soruya çoğu girişimcinin verdiği cevabı vermeyeceğiz.
Hayır.
Daha fazla arazi almak ya da devasa bir üretim ağı kurmak istemiyoruz. Çünkü büyüdükçe kaybetmekten korktuğumuz şeyler var.
Üretim çeşitliliğimizi artırabiliriz ama ölçeğimizi değil.
Bizim için önemli olan daha çok üretmek değil, doğru üretmek.
Ayben Cumalı: Festivallerde ve pazarlarda sık sık yer alıyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı?
Betül Urut Yılmaz: Çünkü insanlarla doğrudan temas kurmayı seviyoruz.
Bir ürünü sadece satmak istemiyoruz; hikâyesini de anlatmak istiyoruz.
Festivallerde, pazarlarda insanların gözlerinin içine bakarak konuşabiliyorsunuz. Bu ilişki bizim için çok değerli.
Çanakkale Festivali'nde olacağız. Biga Pazarı'nda yer alıyoruz. Ataşehir Pazarı'nda da ürünlerimizi tüketicilerle buluşturduk.
Bu sıcak temasın devam etmesini istiyoruz.

Ayben Cumalı: Bu hikâyenin görünmeyen kahramanları kimler?
Betül Urut Yılmaz: Komşularımız. Özellikle köydeki kadınlar.
Hatice abla, Emine abla ve diğer komşularımız olmasaydı bugün burada olmazdık. Bu iş bir şirket hikâyesi değil; bir imece hikâyesi.
Hasat zamanı, üretim zamanı, ihtiyaç duyduğumuz her anda yanımızdalar.
Bu yüzden bu hikâye biraz da dayanışmanın hikâyesi.
Ayben Cumalı: Son olarak, bu yolculuğu tek cümleyle nasıl anlatırsınız?
Betül Urut Yılmaz: Biz aslında sadece ürün yetiştirmiyoruz.
Toprakla, komşulukla ve üretimin gerçek anlamıyla yeniden bağ kurmaya çalışıyoruz.
kurucu
Ayben Cumalı platformunun kurucusu ve baş editörü. Moda, güzellik, yaşam tarzı ve kültür-sanat konularında içerikler üretiyor.
Profili Gör

